gelecektekigıdalarımız

Bilim, açlığa meydan vermeyecektir

Posts Tagged ‘tarımsal üretim’

Sinop Tarımında Yapısal Değişim Gereksinimi ve Bir Model Önerisi

Posted by Nazimi Acikgoz 24/02/2019

Teknoloji ile geliştirilen robotların, yapay zekânın, tarımda insan gücünü en aza indireceği beklenmektedir. AB’de de şimdiden tek bir kişi ile yüzlerce hayvanı barındıran işletmeler oluşmaya başlamışsa da, tarımda insan gücü en önemi unsurdur. Tarım işletmelerinde işletme sahibi ve ailesi ülkenin çiftçi nüfusunu oluşturur.

Nepal, Nijerya, Habeşistan gibi ülkelerde hala nüfusun % 80 civarı tarımla uğraşıyorsa da, ABD ve birçok AB ülkelerinde bu oran %2’nin altına inmiştir. Çiftçi nüfus hareketleri hemen hemen her ülkede hep düşüş göstermiştir ve bu böyle devam edecektir. Ülkemizde 1935 yılında yüzde 76 düzeyinde olan kırsal nüfus, günümüzde %19’lara düşmüştür. Fakat bu düşüş toplumda iki karşıt görüşün tartışılmasına neden oluyor:

  • Batı, ileri teknoloji ile %2 gibi az çiftçi nüfusu ve dolayısıyla daha ucuza maliyetle ülke insanlarını doyururken, Türkiye’nin %19 civarında nüfusu daha da azaltması gerekmiyor mu?
  • Özellikle azalan genç çiftçi sayısı ve terkedilen tarım arazilerimizle, yarınlarda tarımsal üretimimizi nasıl garanti edebiliriz?

İşte bu konu, tarımsal stratejilerle ilgili idari birimler ve konu ile ilgili akademisyenlerin uğraş alanına girmektedir.  Burada, küçük aile işletmelerini teşvik veya genç çiftçiyi destek programları pek kalıcı bir çözümmüş gibi görünmüyor. Çünkü sektör diğerlerine göre en az gelir getirmektedir.

Yarınların tarımsal işletmeleri, rekabet gücüne sahip olabilmek için,  ekonomik bakımdan optimum büyüklükte olmak ve profesyonelce yönetilmek zorundadırlar. Gerek bugüne kadar tarım dışı kalan ve gerekse bundan sonra boşalacak arazilerin tekrar tarıma kazandırılması için “orta” ve “büyük” işletmelere dönüşüm kaçınılmaz görünüyor.

Şimdi, tarımsal üretimi çiftçi açısından irdelemeye çalışalım:  Önce olayın ekonomik tarafını ele alalım. Maalesef serbest dünya pazarında, artan ve tahminlenemeyen girdi maliyetleri ile ürün fiyatlarının dengesi kolay kurulamıyor. Ve dolayısıyla çiftçinin gelir garantisi yok. İşte tarımdan kopmalar, kaçmaların, hatta çiftçi intiharlarının ana nedeni bunlardır. Ayrıca sosyal açıdan bakıldığında hangi birey, hafta sonu veya genelde tatil yapamadığı mesleği seçmek ister.

Gerek bugüne kadar tarım dışı kalan ve gerekse bundan sonra boşalacak arazilerin tekrar tarıma kazandırılması kaçınılmazdır. Bu konuda öne çıkabilecek bazı seçeneklere bir göz atalım:

  • Ticari amaçlı özel yatırımlar;
  • Sosyal amaçlı hemşeri derneklerin önderliğinde kurulacak yerel yatırımlar;
  • Kamu-özel sektör-vatandaş işbirliğinde yeni model yatırımlar, vs.

İlk iki seçenek “Türk tarımının büyük bir sosyo-ekonomik sorunu” başlığı ile “http://blog.milliyet.com.tr/ gidakrizivebilim’ de ele alınmıştı. 3. seçenek için çarpıcı bir örnek[1]: Kamu-özel sektör-vatandaş işbirliği ile yürütülen “Yozgat Kabalı Köyü Meyvecilik Projesi”[2].

Sinop’taki durum ne kadar buna benziyor! Peki, Yozgat’ta bu projeyi başlatan Türk muhtarı gibi Sinop’ta muhtar yok mu?

Gelin proje ile ilgili bazı önemli bilgilere bir göz atalım: İlçe Kaymakamı ve Kabalı köyü muhtarının girişimi sonucunda başlatılan projenin amacı küçük ve parçalı işletmeleri bir araya getirerek, verimlilik sağlamak. Bu amaç doğrultusunda 468 çiftçiye ait 1680 adet parsel (1100 Hektar) arazi birleştirilerek, tek bir parça araziye dönüştürülmüş. Üstelik birleştirmeyle yola ve arazi sınırlarına giden 50 Hektar dekarlık bir arazi de üretime kazanılmış. Proje, iki etap şeklinde planlanmış. Birinci etap için ayrılan 5640 dekarlık alanda meyvecilik düşünülmüş ve bu doğrultuda kiraz, elma, armut, şeftali bahçeleri kurulmuş.

Sulama amacıyla ülkemizin en büyük (25.000 tonluk) membran havuzu yapılmış ve araziye tam otomasyonlu damla sulama sistemi döşenmiş. Projenin şu ana kadarki finansmanı, il özel idaresi (1 milyon 600 bin TL) ve Başbakanlık (10 milyon TL) kaynaklarından sağlanmış. Yapılan bütün işlemler, kurulan kamu şirketi ile yürütülmüş. Bu şirketin hisselerinin yüzde 96’sı Köylere Hizmet Götürme Birliğine, geriye kalanı ise Belediyeye, Ziraat Odası Başkanlığına ve Sulama Kooperatifine aitmiş. 2012’nin sonunda, meyve bahçeleri kamu şirketi üzerinden bir özel sektöre 25 yıllığına kiralanmış.

Projenin başladığı 2009 yılından bugüne gelindiğinde; çiftçilere her yıl dekar başına kira bedeli ödenmesi (2013 yılı için 480 TL), arazi fiyatlarının yükselmesi (nerdeyse 10 kat), istihdam yaratması ve köye dönüşün başlamıştır. Projenin bu çıktıları köylüleri memnun etmiş olmalı ki ikinci etap için yoğun bir ilgi varmış.

Güçlerini birleştiren köylülerin hayata geçirdiği örnek uygulamayla 70 köylü, kadrolu olarak meyve üretimi yapan şirket bünyesinde istihdam edildi. İşsizlik sorununu çözdüğü gibi köyün çevreden göç almasını dahi sağlayan uygulama kapsamında, hasat mevsiminde çalışan kadınların ağırlıklı olduğu işçi sayısı 900’e kadar yükseliyor. Köyde 200 civarında olan traktör sayısının 15’e inmesi ibret vericidir.

Tarım ve Orman Bakanlığının konuya önem verdiği ve 250 yeni uygulama için çalışmalar başlattığı noktasından hareketle, öncelikle köy muhtarlarını bu konuda bilgilendirmekte yarar görülmektedir. Bu konuda tüm Sinop’luların olayın farkına varması da etkili olacaktır.

Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz (https://about.me/nazimi.acikgoz)


[1] http://blog.milliyet.com.tr/2019-yili–tarim-ve-gida–sektor-raporu-ile-ilgili-bazi-gorusler/Blog/?BlogNo=597968

[2] https://www.haberturk.com/yozgatta-kabali-koyluleri-tarlalarini-birlestirip-geri-gocu-baslatti-1843482

Reklamlar

Posted in Gıda güvencesi, Küresel ısınma, Tohumculuk | Etiketler: , , , , , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: