gelecektekigıdalarımız

Bilim, açlığa meydan vermeyecektir

Archive for Aralık 2012

İLK TİCARİ TRANSGENİK HAYVANA ONAY: TRANSGENİK SOMON 2014’DE SOFRALARDA

Posted by Nazimi Acikgoz 27/12/2012

2011 yılı Martında yayınlanan “Transgenik Hayvanların Ayak Sesleri 1: Balıklar” başlıklı yazımızda , konunun teknik olarak hazır olduğu, ticarileşmek için biyogüvenlik testlerin son aşamalarının da tamamlanmak üzere olduğuna değinilmişti. FDA (ABD’nin Gıda ve İlaç Dairesi) 22.12.2012 tarihinde yayınladığı bir yazıda AquaBounty Technologies firmasının başvurusu ile ilgili olarak SOMON12çevresel değerlendirme raporunun hazır olduğunu açıkladı. FDA’dan sızan bilgilerden, raporun aslında 19 Nisan 2012 tarihinde hazır olduğu, fakat onay için yetkililerin Beyaz Saray’ın “evet” sinyalini bekledikleri anlaşılmaktadır. Bu da olayın, kamuoyunun nabzını tutarak yapılan siyasi analizlerle sonuçlandırıldığını göstermektedir. Son aşama doğrultusunda, biyotek çeşitlerin tescili için gerekli diğer bazı rutin işlemlerin 2013 yılında tamamlanacağı ve GDO somonların 2014 yılından itibaren balık tezgâhlarında yerlerini alacakları beklenilmektedir. Transgenik bitkilerin 16 yıllık bir süreçte gösterdikleri yüksek tarımsal ve biyoekonomik performansın, diğer canlılarda da aranacağı beklenen bir olguydu (Dünya Biyotek Ürün Tohum Pazarı %36 ya ulaştı ). Belki, “gen kaçması” sorununun zor çözülebileceği beklentisi nedeniyle, konu gerek bilim çevrelerinde ve gerekse ticari yatırımcılarca biraz gecikmeli olarak ele alınmıştır. Dünyanın işlenmekte olan arazilerinde %12 pay sahibi olan, ortalama %30 maliyet düşüklüğü ile üretenlere, ekimine başlanıldığından bu yana 70 milyar US$ artı değer sağlayan biyotek bitkisel üretimdeki bu performanstan, hayvancılık sektörünün de bir an evvel yararlanması bekleniyordu. Aslında transgenik çalışmaların hayvanlarda daha 1980’lerde başladığı da bir gerçektir.

Önce transgenik balığın ne gibi artıları olabilir sorusuna cevap arayalım: Yılın her döneminde gelişebilme ve dolayısıyla hızlı büyüme (normal somon yalnız sıcak aylarda gelişebilmekte), aşırı avlanma sonucu nesli tükenmeye varan, üretim düşüşünü tersine çevirmek, daha az sağlıklı kırmızı ete alternatif olarak omega-3 yağ asidi içeren balık etine ulaşım, minimum girdi ile maksimum ağırlıkta ve değerde ürün elde etme, yani ucuz ve az yemle yüksek değerde sürdürülebilir bol balık elde etme (transgenikler %10 daha az yem tüketmektedirler), sağlıklı üretim için en az emek ve masrafın devreye sokulabilmesi ve ekonomik ve kârlı bir üretim, cazip bir yatırım alanı. Deniz ürünlerine talebin yıldan yıla ortalama %12 artış gösterdiği günümüzde böyle bir seçeneğin toplum sağlığına da olumlu katkısı olacağı beklenmektedir.

Transgenik somon nasıl ticarileştirildi? Hic bir balık türü, şu anda yukarıdaki performansı gösterememektedir. Bir firmanın (AquaBounty-Massachusetts, ABD) rutin melezleme ile değil de biyomühendislik yöntemlerle geliştirdiği transgenik Atlantik somonu yukarıda tanımlanan performansla tüketiciye ulaşmayı hedefliyor. Atlantik somonuna (Salmo salar), uzak akraba balıklardan iki ayrı gen [büyüme hormon geni – Chinook salmon (Oncorhynchus tshawytscha) ve antifiriz geni – ocean pout (mutton fish, Zoarces americanus)] transfer ediliyor. Aynı türden yapılan gen transferinde ürüne sisgenik denilmektedir. Fakat biyoteknoloji mevzuatı henüz bu ayırımı ele alacak durumda değildir.

Üretimi denizde ağ veya tank sistemleri ile değil de, karada tanklarda gerçekleştirilmesi planlanan bu tür somonun üretimi yalnız streril (üreyemeyen) dişilerle yapılacaktır. Balığı ıslah eden firma yetiştirme tekniği ile ilgili çok daha detaylı bilgilere sahip. Yeni transgenik somon lezzet, renk, vitamin, mineral, yağ asidi, mineral ve diğer bileşenlerce normal somondan herhangi bir fark göstermemektedir.

GDO’lara karşı olanların endişeleri tek taraflı olarak dinlendiğinde onlara katılmamak elde değildir. Doğal transgenik somonun doğadaki populasyonlarla melezlenebileceği ve adeta dünya mirasını yok edeceği savunulmaktadır. Firmanın karşıt görüşü ise üretimde triploid (steril, üreme kabiliyeti yok) dişi balıkların kullanılacağı ve üretimin okyanusta veya denizlerde ağ veya tank sistemiyle değil de okyanuslardan uzaklarda karada, tanklarda yapılacağı şeklindedir. Yine karşıtların transgenik somonun beslenmesi ve gelişmesi için kendisinin üç misli protein kaynaklı yem gerektiğini ve dolayısıyla var olan yem olanaklarının somona yetemeyebileceği ve hatta kaynakları kurutabileceği endişesi vardır. Teknoloji sahiplerinin görüşleri bu konuda henüz kristalize olmuş değilse de, yem konusunun sorun olmayacağını savunuyorlar. Çok daha ekstrem düşünenler karada tanklardaki üretimin de tehlikeli olacağını savunuyorlar. Kasırga-hortum gibi doğa olaylarının eksik olmadığı ABD’de anaç genotiplerin okyanuslara ulaşımının risk olasılığından bahisle transgenik somonların tesciline karşı çıkılıyordu. Firmanın bu konuda görüşü ise bu tip tehlikelerden dahi etkilenmeyecek coğrafyaların seçileceği şeklindedir.

Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz

Posted in tarımsal biyoteknoloji | Etiketler: , , , , , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: