gelecektekigıdalarımız

Bilim, açlığa meydan vermeyecektir

Archive for Kasım 2012

GDO KARŞITLARI NE KADAR HAKLI:1

Posted by Nazimi Acikgoz 24/11/2012

Son günlerde uluslar arası arenalarda GDO ile ilgili bir seri çarpıcı gelişmeler yaşandı. Hiçbir uluslararsı bilimsel kuruluşun desteklemek istemediği Saralini’nin fare denemeleri, Kaliforniya’da GDO’lu ürünlerin etiketlenmesi yönünde yapılan ve etiketlemenin gereksizliği doğrultusunda alınan kararla ilgili referandum, Hidistan’da GDO ürün denemelerinin on yıl için askıya alınması doğrultusunda açılan davanın, mahkemenin ret kararları gibi… 2011 verilerine göre dünyada işlenen alanların %12’si, ticarete yansıyan tohum pazarının %36’sı biyotek tohumlara ait olsa da[1]), GDO’ya karşı kampanyalarda da bir artış gözlenmektedir. “Hindistan’daki intiharlarda GDOnun rolü”nden başlayan ve “canlıların patentlenemeyeceği”, “kral kelebeğinin yok olacağı”, “tohumun her yıl değiştirilmesi”, “transgenik tohumluğu uluslar arası firmaların tekelinde olması”, “gen kaçması”,  gibi sloganlar tek tek alındığında madalyonun diğer yüzlerine bakma fırsatı yakalayabilenlerin GDO’ya olumsuz bakmaları beklenemez.  

Önce videoda konu edilen “su basması” ve “su kesmesi” olayına bir göz atalım: Buğday, arpa, çeltik gibi buğdaygiller familyasındaki bitkilerin gövdeleri üç günden fazla su altında kaldıklarında bitkiler ölürler (su kesmesi!, çeltiğin köklerinin su içinde kalması sorun yaratmamaktadır). Ülkemizde baraj kazaları dışında ender raslanan bu olay uzak doğuda sıkça yaşanmaktadır. Filimde biyoteknolojik yöntemlerle geliştirilen ve su kesmesinden olumsuz etkilenmeyen SUB1 çeltik çeşidinin performansı konu edilmektedir. Yalnız burada dayanıklılık geni, yabani çeltik genotiplerden elde edilmiştir fakat gentransferinde biyoteknolojik yöntemler uygulanmıştır. Sisgenik diye tanımlanan bu sistem maalesef mevcut yönergelere göre transgenik işlem görmektedir. Doğal olarak videodaki olaya GDO damgası vurulacak ve milyonlarca alanda ekilen bu ürün için biyoteknoloji karşıtları tavır sergileyecektir.

Biyoteknoloji karşırlarının sloganı olan “canlıların patentlenemeyeceği olayına gelince: Canlılara patent sistemiBu konulardan bazılarına biraz değinelim: Canlılara patent sistemi artık mahkemelerce kabul edilmiş ve yeni çeşitler tescil edilerek, onların ıslahçı hakları yasalarla düzenlenmiştir. 1972 yılında mikrobiyolog Chakrabarty, biyoteknolojik yöntemlerle geliştirdiği ve petrol atıklarınından kurtulmayı sağlayacak bir mikroorganizmanın tescili amacıyla ABD Patent Ofisine başvurmuştur. Patent Ofisinin olumsuz kararının özü de, bakterinin bir canlı olması ve  “canlıların patentlenemeyeceği” idi. Yalnız ortadaki canlı ürün, bu zamana kadar doğada mevcut değildi ve biyoteknolojik yöntemlerle geliştirilmişlerdi. Ayrıca olayın ekonomik boyutu çevre ve insanlık açısından çok önemliydi. Amerikan Yüksek Mahkemesine taşınan dava sonucu, 1980 yılında, dünya bilim, adalet, tarım ve ekonomisi için çığır kabul edilebilecek bir karar veriyor ve mikroorganizmalara patent alınmaya başlanıyor. (http://supreme.justia.com/cases/federal/ us/447/ 303/case.html)

GDO karşıtlarının öne sürdüğü bir diğer konu tohumun her yıl değiştirilmesi zorunluluğu. Mısır ve ayçiçeği tohumları hibrit yani melezdir. “F1”  tek yıl ekilir. Yani üretici gerek klasik ve gerek transgenik melez mısır tohumluğunu her yıl satın almak durumundadır. Buna kimse bir şey demezken, biyoteknolojik yöntemlerle elde edilen GDOlu pamuk veya soya tohumunu, kendidöller olmalarına, yani ertesi yıl ekimlerinde bir sorun olmamasına rağmen, teknoloji kullanım sözleşmesi çerçevesinde, üreticinin her yıl satın alması şartı getirilir. Şüphesiz bu üreticinin rızası ile gerçekleştirilmektedir.

(Devam edecek)

Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz


[1] Açıkgöz 2012, Dünya Biyotek Ürün Tohum Pazarı %36 ya ulaştı (http://blog.milliyet.com.tr/gidakrizivebilim)

Posted in tarımsal biyoteknoloji | Etiketler: , , , , , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: