gelecektekigıdalarımız

Bilim, açlığa meydan vermeyecektir

Archive for Nisan 2012

DÜNYAMIZ YARINKİ NÜFUSU BESLEYEBİLECEK Mİ?

Posted by Nazimi Acikgoz 29/04/2012

Artan nüfus, olumsuz değişen iklim, sınırları zorlayan enerji ve gen kaynakları karşısında insanoğlu yarınından endişelenmeye başlamıştır. Zaman zaman dünya gıda krizi dile getirilmekte, özellikle sivil toplum örgütlerince yönetici ve politikacılara “acil önlem” çağrıları yapılmaktadır. Gerçekten de 2050’lerde 9 milyara ulaşacak olan dünya nüfusu tarımsal üretimin bugünkünden %70 daha fazla olmasını gerektireceği tahmin edilmektedir.

Dünya Bankasınca da açıklandığı gibi, tarımsal ürün fiyatlarındaki artışın 44 milyon insanı aşırı yoksulluğa ittiği bir gerçek. Hatta 2008’de 30 ülkede gıda isyanlarının patlak verdiği hala hafızalardadır. Söz konusu ayaklanmaların asıl nedeninin, politik ağırlığına rağmen, gıda fiyatlarındaki yükselmeler olduğu yadsınamaz. BM Gıda ve Tarım Örgütü Mozambik, Uganda, Nijerya ve Somali’nin, yanı sıra Asya’da Kırgızistan ve Tacikistan, Latin Amerika’da Haiti, Guatemala, Bolivya ve Honduras’ın artan gıda fiyatlarından dolayı istikrarsızlığa son derece açık olduğu uyarısında bulunuyor. Bazı ülkeler gıda stokluyor. Bazıları tarımsal ihracat yasakları getiriyor.

İklim değişikliğinin su, gıda, sağlık, üretim alanlarını ve çevreyi tehdit edeceği bir gerçek. Bu konuda herhangi bir tedbir alınmadığı takdirde, önümüzdeki 50 yılda, 5-8 derecelik bir artış endişesi hâkim. Sıcak dalgası, sel, fırtına, kuraklık, buzulların erimesi gibi değişmelerin, özellikle tarımsal üretim alanlarını büyük ölçüde daraltacağı endişesi hakim. Artan nüfus, daha fazla günlük kalori gereksinimi gibi beklentileri de bu kısıtlara ekleyecek olursak, insanlığın kendi geleceği için bu konuda en küçük fırsatı değerlendirmesi beklenmektedir.

 Daralacak üretim alanlarından artan nüfusu besleyebilecek fazla ürünü nasıl sağlayacağız?
 Tarımın sera gazların artması veya eksilmesinde katkısı yönlendirilebilir mi?
 İklim değişikliği ile oluşan koşullara uyabilen yeni çeşitleri geliştirilmesi olası mı?

Önce bilinene şu gerçeği tekrarlamakta yarar var: Bir hektar 1950’lı yıllarda 2 kişiyi, 1999’lu yıllarda 4 kişiyi doyururken, 2025’li yıllarda da 5 kişiye gıda sağlamak zorundadır. Tarımın sera gazlarının artmasındaki rolüne bir göz atalım: Toplam sera gazı salınımının %25’inin tarımsal kaynağı olduğu tahmin edilmektedir. Bunun minimize edilmesinde değişik tarım sistemlerinin farklı katkıları sıralanabilir. En başta minimum toprak işleme tekniği olan “anıza ekim”le daha az toprak işleme ve dolayısıyla daha az yakıt ve insektisit kullanım fırsatı yakalanmıştır. Bütün bunlar topraktaki karbonun oksitlenerek CO2 olarak sera gazına dönüşmesini azaltan faktörlerdir. İşte biyotek bitkilerin tarımı ile, örneğin yabancı ot ilacına dayanıklı soyanın anıza ekimi ile dünyada son on yılda 83,179 milyon tonluk CO2 karşılık topraktaki organik karbon kurtarılmıştır. Anıza ekimin beraberinde gelen bir diğer olay da toprağın işlenmemesi nedeniyle oluşacak fosil yakıt tasarrufudur. Bilindiği gibi sera gazı kaynaklarından biri de fosil yakıtlardır. Bir araştırmaya göre son on yılda biyotek tarımın sağladığı 2500 tonluk yakıt tasarrufu ile 7000 tonluk CO2 ‘in atmosfere karışması önlenmiştir. Yine, biyotek çeşitlerin ekimi ile daha az insektisitin kullanımı ve dolayısıyla fosil yakıt tasarrufu yanında çevre kirlenmesinin de önüne geçilmiştir.
İklim değişikliği ile oluşan koşullara uyabilen yeni çeşitleri geliştirilmesinde biyoteknolojinin katkısı nasıl olacak? Bir kilo çeltik için ortalama 5000 litre, bir kilo mısır için ise 630 litre su gerekir. Bu rakamlarda doğal olarak bir varyasyon beklenmelidir. Bu varyasyondan yararlanarak daha az su ile aynı kuru madde oluşturan çeşitler geliştirilebilir.
 Şu anda ABD’de tescil işlemleri devam eden kurağa dayanıklı mısır çeşit adayları kavramın teoride kalmadığını gösteriyor.
 Kurağın çok önem kazandığı Afrika, bu amaca yölnelik değişik araştırma modelleri ile adeta dünyaya örnek oluşturuyor. African Agriculture Technology Foundation (AATF)’un The Water Efficient Maize for Africa (WEMA) projesi ile çiftçiye ıslahçı hakkı ödemeden kurağa dayanıklı mısır çeşitleri geliştirmeğe başlamıştır.
 Diğer taraftan Mısır’lı araştırıcılar kurağa dayanıklı buğday genotiplerini tarla koşullarında denemeye başladılar bile.
 Yine Hindistan’ın “Rice Research Institute” (CRRI) sadece yağmurla sulanan koşullar için kurağa dayanıklı çeltik çeşitleri geliştirdiler.
 Değişen her ekoloji için farklı türler ve veya genotipler (çeşitler) düşünmek zorundayız. Çarşamba – Bafra ovalarının pamuk hasadına hazırlanması için sayılı yıllar kaldı. Aslında bu konular için yavaş yavaş politikalarımızı, eğitimimizi ve programlarımızı yeniden gözden geçirmemizin zamanı gelmiştir.

Bütün bu değerlendirmelere göre, artan nüfus, olumsuz değişen iklim, sınırları zorlayan enerji ve gen kaynaklarına rağmen, gelecekte insanoğlunun elinde var olan bilimsel seçeneklerden yararlanarak, olası gıda krizlerini atlatabileceği beklenebilir. 1960’lardanberi üç kat artan nüfusu doyurmayı başaran “yeşil devrim” dünyanın, yarınların nüfusunu da besleyebileceğinin bir kanıtıdır.

Nazimi Açıkgöz (http://blog.milliyet.com.tr/gidakrizivebilim)

Reklamlar

Posted in Gıda güvencesi | Etiketler: , , , , , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: